|
Bâd-ı Hazân .wrote:
Beklenen Nevbahar
Mevsim döndü birdenbire bahar oldu hazân, Gül kokulariyla esiyor esince rüzgâr. Sonsuzluga dogru akiyor tül pembe zaman, Az ötede muhtesem günün sehrâyini var... Pas tutmus gündüzler artik bir bir çözülüyor; Kara-buza inat ufukta simsicak bir yaz... Her yörede murat üveykleri süzülüyor, Rüyâlari masmavi, ufuklari bembeyaz... Keske günes batmasa, asla gece olmasa! Yollar eklense uç uca ötelere kadar!. Karanlik bassa da, zeminin rengi solmasa! Bir daha yalniz kalmasa asirlik yalnizlar..! Dogan su renk renk sabah sürsün asirlar boyu! Yasayalim hülyâlarimizi doya doya... Ve hazir isinmisken karanliklarin suyu, Dalmasin irâdeler o öldüren uykuya... Kizillik yaslandi gurûba gayri zor isi, Diyalektik yaniyor içinden mangal gibi... Devriliyor pes pese bâtilin dördü besi, En son göründü yalanci hülyâlarin dibi... M. Fethullah Gülen
June 25
|
|
|
mmmmc -wrote:
ÜCRETLİ DEĞİLDİR TEBESSÜM
Kolay değil belki am imkansızda değil Hangi küskünlük bitmemiş, hangi dostluk başlamamış ha ! Yüreğin senin elinde dostum. İnsanları değiştiremezsin, ancak onlara olan düşüncelerini değiştirebilirsin. Herkesi olduğu gibi kabul et, sen de olması gerektiğince ol. İnancının kazanmasını , ondan uzaklaşarak elde etme saçmalığından kurtul. Hatırla, İYİLİĞİN HALLEDEMEDİĞİNİ KÖTÜLÜK HİÇ HALLEDEMEZ Kİ. . Yüreğine de kaydet bunu. ÜCRETSİZ BİLETTİR TEBESSÜM YÜREK YOLCULUĞUNDA. . Sevgiye davet çıkar sen de hadi. Kanaat getir, olumsuzlukları eriteceğine. Geçmişe üzülme. Yaptığın hatalardan ders aldıysan, mutlu edebildiysen eğer; bugünü bugünle yaşa. Fakat biraz dur. Hayatına deneyimler eklemen için şart değil yanlışlardan geçmen. Başkalarının edindikleri doğruları yerleştir zihnine. Ölümün ne zaman geleceğini bilmediğinden, yolu uzatıp kaderini zorlama. Güzellikleri de bizzat kendin uygula. Savrulma sakın. Bak BATSA DA GÜNEŞ, BIKMAMIŞTIR DOĞMAKTAN. SONUNDA TOPRAK OLSA DA CANLI, YORULMAMIŞTIR NEFES ALMAKTAN. Dostum, bedelsiz değildir ki mutluluklar unutma. "O bedellerle olmanın neresi zarar" de, yorulma. Dertlere de yenilme hiç, galiptir iyilikler sen ilerledikçe. Sonra benim varlığıyla mutluluk duyduğum güzel dostum. Bir martının yanında yer al. Gökyüzü meskenin olsun senin de. Kat kendini maviye, hayran bakışları çek üzerine. Özgürlüğü uçuşlarınla anlat. Hem , kırık olsaydı kanadın ne önemi kalırdı ki genişliği dünyanın. Kaldır başını ve eğilme, sakın güçsüzce.Dipsizse de karanlık, dal içeri...Öyle bir dal ki; sen değil o korksun.. "Ne çıkar" deme, bir nur da senden olsun. GÜLÜMSE... Fakat cenneti kazanmışçasına değil, doğduğun güzel fıtrat için... GÜLÜMSE.... O'nun ümmetlerinden biri olarak yaşadığın için... GÜLÜMSE... Duyduğun ezan sesi, kıblen KABE olduğu için.. GÜLÜMSE... Öldüğünde Azrail'le buluşup, RABB' ine kavuşacağın an için.HİÇ DEĞİLSE BU YAZIYI ŞUAN OKUYAN TATLI İNSAN, RAZI OLDUĞUN 'ın rızası için birkez de benim için gülümser misin? SELAM VE DUA İLE.
May 6
|
|
|
hayat aydınwrote:
Allah'a dön geç olmadan
daldın ki tam daldın telaşe geldim gördüm ki dur yok diyen bu gidişe bir gidiştir koşuşturmadır gidiyor ama boşu boşunaymış bu düşünce sanki sen mi kurtaracaksın diye bırakmak bunca şeyi ya sen o ben işte bileceksin konumunu yerini neye geldiğini nerden sorgulanacağını birden irkildim bu gidişat doğru değil sıktı canımı sen kendini bil sahip çıkmazsan sonun nerde diye Haykırmak istiyorum neden böyle kötüsünüz ne isterseniz güzelim bahçelerden sen ey insan ne kadar da zalimsin o kadar güzelliği görmeden yaşayışına yanarım o kadar güzelliği sana bahşedeni görmeden sanki senin malınmış gibi ebeden sahiplenmene yanarım Sen ey insan hiç bir şey değilken seni bir pis nutfeden bir damlacık sudan yaratan insan O,büyütmeseydi geliştirmeseydi büyümeye kadri olmayan insan nasıl olurda şimdi büyümüş adam olmuşsunda Allah'a karşısın nedir seni bu kadar güçlü kılan ölmeyeceğini mi sanıyorsun? Dünyanın üzerinde gezeni görmedin mi hani şimdi nerdeler işte bunu göremediğine yanarım sen ey insan ne yeryüzünü delebilrisin nede boyunca dağlara ulaşabilirsin Sen ey insan Rabbin olmadan asla bir adım bile atamezken bir nefes bile alamazsın Rabbine dön Allah'a dön geç olmadan
May 3
|
|
|
................wrote:
Gönül” ol
Hz. Mevlana “Mesnevi”sinde şöyle diyor: “Müminlerin müminliklerinin belirtisi, gönüllerinin kırıklığı ve mağlubiyettir, alt oluştur. Fakat müminlerin alt oluşlarında bile bir güzellik vardır. Sen miski ve anberi (güzel kokular) kıracak olursan, dünyayı onların güzel kokuları ile doldurmuş olursun.” Mağlubiyetimi zaferlerin en güzeli belledim. Bildim ki, lginin getirdiği acı, kalbimi saran katılıkları kıracak ve onun içindeki gönül ortaya çıkacaktır. (Gönül, sevgiyi içinde taşıyan kalp demektir.) Ne güzel, bir gönüle sahip olmanın mutluluğunu yaşayacağım. Yenilgime bakıp bana acıyanlar, bilmiyorlar ki, asıl acınması gereken kendileridir. Kokuların en güzeli gönül kokusudur; çünkü o koku, Rabbin kokusudur. O kokuyu mükellef sofralarda, son model araçlarda, villalarda, yalılarda bulamazsınız. O koku, kırık gönüllerde, mağlup ruhlarda bulunur. O kokunun izini sürmek için nice canlar düştü yollara. Kimileri çölleri mekan edindi, kimileri de dağları, ovaları. O koku, kimi zaman bir çöl rüzgarına binerek geldi, kimi de mağaralardan fışkırdı vadilere. O kokuyu duyanlardan bazıları, misk geyiği gibi, kendini uçurumdan aşağı bıraktı. Yıllar yılı mağaralarda alnı secdelere çakıldı, kimilerinin de. Evime geliyorum, belki duyarım o kokuyu diye. Evinin bir köşesinde o kokudan bir kitle bulunuyorsa, ne mutlu sana. “Mutluluk” diyordun, işte mutluluğun sırrı bu kokudur. Bu koku diriltici kokudur; bu koku, var edici kokudur. Kır kibir bardağını, çal yere umutsuzluk testini. Katran yürekli insanlardan uzak dur. Yenilgini önemse. Göreceksin ki, gönül miskin çevreyi tutacak, nice canlar o kokuyla dirilecek. Oysa, kokularımız diriltici değil, bilakis öldürücü. “Zafer”imizi kutlamak için bize yanaşanlar, zift dolu yürekliğimizin iğrenç kokularına maruz kalıyorlar. Mağlubiyetimize yanaşan yok. Dost, mağlubiyetin doğurduğu çocuktur. Düştüğün zaman kalbine eğil, orda dostun kokusunu duyacaksın.. Ey varlık hapsinde, etrafını altınlarla, gümüşlerle donatmaya çalışan kalp. Sonra sen nasıl kırılacak ve “gönül” olacaksın. Kimi zirveye tırmanınca mutlu olur, kimi de kuyuya düşünce. Nemrut, “tanrı”yı vurmak için göklere yükselmiş ve “ululuğunu” ilan etmişti. Yusuf ise kuyuda ermişti sonsuzluğun sırrına. Nemrut, bir topal sineğe rezil olmuştu, Yusuf ise Mısır’a sultan. Biri, kırılmayan, taş kalbe k düşmüştü; öbürü kırık kalbinin derinliklerinde manalar devşirmişti. Birinin kokusu “Nemrut” diye kokuyordu, diğerinin kokusunu sabah rüzgarı, “Yusuf Yusuf” diye bütün aleme dağıtıyordu. Ey gönül, sen hiç kuyuya düşmemişsen, sana “Yusuf” nasıl diyeyim? Ey gönül, sen hiç secdede miraca vasıl olmamışsan, sana Ahmed’in kokusu nasıl ulaşsın? Ey gönül, sana sıra sıra çarmıhlar dizilmemişse, İsa nefesinin diriltici kokusunu doya doya içine çekebilir misin? Ey gönül, başın yere düşmemişse, Hüseyni zaferler seni nasıl selamlasın? Ey gönül, senden önceki kırık gönüllerin şifresini çözememişsen, cennet kokularını nasıl duyarsın? Ey gönül, sana deli desinler, divane, mecnun desinler; sana mağlup desinler, lginin zillet içindeki çocuğu desinler. Fakat ey gönül, sana, zaferin sarhoşu demesinler. Sana, “kalbini kıramadı” demesinler. Ey gönül, haydi yenilgini mübarek kıl. Kır kalbini ve “gönül” ol. Kokular devşir cennetten; hatta daha ötelerden. Ey gönül, “GÖNÜL” ol!… alıntıdır __________________ Gülün dikeni battı dün parmağıma ve hala gülümseyerek bakıyorum parmağımdaki sıyrığa... Kızmadım...çünkü gülün dikeni batmadan önce şükretmiştim; "Ya Rabbi, ne kadar güzel yaratmışsın" demiştim. Kızamadım çünkü bir dakika önce güzel kokusunu sineme çekmiştim, bakmaya kıyamamış dokusuna hayran kalmıştım, çünkü batmadan önce yüreğime koymuş onu sevmiştim...dikenini unutmuşmuydum? unutmuşmuydum dikeni..unutmuştum işte... selam ve dua ile....
Apr. 16
|
|
|
................wrote:
Seninle Başladım Bitsin Seninle
Ve gün be gün, ben seni düşünürüm, Sen benim herşeyimsin ey sevgili. Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi, Ben hep uzaklara türkü yazarım Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın Kalemim adından başka ad yazmaz Bu kütükte başka bir ad okunmaz Narına nuruna kurban olduğum Seven sevdiğinden asla yakınmaz Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim Terhis olsam gidecek bir yerim yok Yüreğimden başka silah taşımam Bütün adresleri iptal ettim Benim senden özge gerçek yarim yok. Sen benim herşeyimsin ey sevgili Ben rol gereği aşık değilim Deme bu garibin benimle işi ne… Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır Aklanırsa adım, seninle aklanır. İstersen durmadan adres değiştir, Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni. Ben, türkülerde tanıdım Fizan’ı, Yemen’i Anlasam ki sesim sesine değmiştir, Bütün gemileri yakar gelirim. Bu bir taahhüttür; sına beni.. En deli rüzgarların önüne sür, bulut-bulut, Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut. Son kurşunu kendime sıkar gelirim. Bir et kemik torbası değilim ben Bir hasar raporu değil yazdığım Bir aşk mektubudur ey sevgili, Kızıl-kıyametten önce… Ve görmek için bakmaya gerek yok Her dilde güzeldir senin adın Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca Yeter ki görecek göz, göz olsun. Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken Ey benim tabibim, tacidarım Gündönümüdür ben seni bekliyorum... Seninle başladım Bitsin seninle.... hayırlı akşamlar selam ve dua ile...
Apr. 15
|